Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler

02 Ekim 2010

pamuk prenses hikayesiPamuk Prenses ve Yedi Cüceler hikayesi

Her yerin karla kapl? oldu?u bir k?? günüymü?. Bir kraliçe, saray?n?n pencerelerinden birinin arkas?nda bir yandan nak?? i?liyor, bir yandan da hayal kuruyormu?. Derken birden parma??na i?ne batm?? ve gergefin üstüne üç damla kan akm??.

Kraliçe kan damlalar?na bakar bakmaz, “Çocu?um k?z olursa, teni kar gibi ak, yanaklar? kan gibi al, saçlar? da pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun,” diye geçirmi? içinden.

Bu olaydan k?sa bir süre sonra bir k?z çocu?u getirmi? dünyaya. K?z? t?pk? içinden geçirdi?i gibi bir k?zm??. Ona Pamuk Prenses ad?n? vermi?ler. Ne yaz?k ki kraliçe do?umdan birkaç saat sonra ölmü?.

Bir y?l sonra Kral yeniden evlenmi?. Yeni Kraliçe çok güzel bir kad?nm??. Güzelli?ine güzelmi?, ama bir o kadar da kibirliymi?, kendisinden daha güzel birinin olabilece?ini dü?üncesine bile tahammül edemezmi?. Odas?nda sihirli bir aynas? varm??. Her gün o aynan?n kar??s?na geçer, saatlerce kendisini seyreder ve sonunda,

“Ayna, ayna söyle bana

En güzel kim bu dünyada,”

Diye sorarm??. Ayna da hiç duralamadan, “Sizsiniz Kraliçem,” dermi?.

Fakat, Pamuk Prenses on dört ya??na geldi?inde, bir gün ayna ?öyle demi?:

Güzelsiniz Kraliçem, güzel olmas?na,

Ama Pamuk Prenses sizden daha güzel.”

Kraliçe bunu duyunca çok k?zm??, öfkesinden ne uyku girmi? gözüne, ne de bir lokma yemek yiyebilmi?. ‘Ne yapmal?, ne etmeli?’ diye dü?ünüp durmu? günlerce. Sonra karar?n? vermi? ve saray?n avc?s?n? ça??rm?? huzuruna.

“Pamuk Prenses’i ormana götür ve orada öldür. Öldürdü?üne kan?t olarak da kalbiyle ci?erini sök, bana getir.”

Avc? Pamuk Prenses’i ormana götürmü?, b?ça??n? çekmi?. Fakat Pamuk Prenses’in a?lad???n? görünce onu öldürmeye k?yamam??. Pamuk Prenses a?açlar?n aras?na dal?p gözden kaybolurken, “Ben yapamad?m, ama hava karar?ncaya kadar bir ay? veya bir kurt benim yapamad???m? yapar nas?l olsa,” demi?.

Yolda genç bir yabandomuzu ç?km?? avc?n?n kar??s?na. O da hayvan? orac?kta öldürmü?, kalbiyle ci?erini söküp Kraliçe’ye götürmü?.

Ama Pamuk Prenses’i avc?n?n dü?ündü?ü gibi ne bir ay? ne de bir kurt yemi?. Ak?am olup hava karar?nca da?lar?n ard?nda küçük bir eve gelmi?. Kap?s?n? çalm??, açan olmam??. Cesaretini toplay?p içeri girmi?.

?çeride üzeri yenmeye haz?r yiyeceklerle dolu yedi küçük taba??n bulundu?u yedi küçük sandalyeli uzun bir masa varm??, duvar dibinde de yedi yatak diziliymi?. Beklemi?, beklemi?, ama kimsecikler gelmemi?. Çok aç ve çok yorgun oldu?u için daha fazla bekleyememi? ve her tabaktan bir ka??k yemek alm??, yedi yataktan yedincisine yat?p uykuya dalm??.

Biraz sonra evin sahipleri eve dönmü?ler. Da?lar?n derinliklerinde bulunan bir gümü? madeninde çal??an yedi cücelermi? bunlar.

Pamuk Prenses’i görünce, “Ne kadar güzel bir k?z!” demi?ler.

Sabah olup uyand???nda Pamuk Prenses cüceleri görünce önce çok korkmu?, ama k?sa bir süre sonra onlardan bir kötülük gelmeyece?ini, onlar?n çok iyi insanlar olduklar?n? anlam??. Yedi cüceler Pamuk Prenses’ten evlerini çekip çevirmesini istemi?ler, o da hemen kabul etmi?.

“Ho?ça kal,” demi?ler yedi cüceler i?e giderlerken.

“Kap?y? kimseye açma. E?er üvey annen burada oldu?unu ö?renirse seni tekrar öldürmeye kalkar sonra.”

Bir gün Kraliçe tekrar aynas?n?n kar??s?na geçmi?. Aynadan ?u cevab? al?nca surat?n?n ald??? ?ekli var?n siz dü?ünün art?k:

“Güzelsin Kraliçem, buralar?n en güzeli sizsiniz

Ama ne var ki, yüksek da?lar?n ard?nda

Cücelerin küçük, ?irin evindeki

Pamuk Prenses dünyalar güzeli.”

Bunu duyar duymaz Kraliçe hemen kollar? s?vam??. Ya?l? bir sat?c? kad?n k?l???na bürünmü? ve elinde içi kurdele dolu bir tablayla da?lara do?ru ç?km?? yola.

Cücelerin evine var?nca, “Kurdelelerim var, harika kurdeleler!” diye seslenerek kap?y? çalm??. Kimin geldi?ine bakmak için pencereye ç?kan Pamuk Prenses kurdeleleri görünce içi gitmi?. ‘Bunda ne kötülük olabilir ki!’ diye dü?ünerek kap?y? açm??.

“Bunu mu be?endin güzelim?” demi? Kraliçe kurdeleyi Pamuk Prenses’in boynuna takarken. Sonra kurdeleyi s?kt?kça s?km??, ta ki Pamuk Prenses ölü gibi boylu boyunca yere uzanana kadar.

O gece yedi cüceler Pamuk Prenses’i o halde bulmu?lar. Kurdeleyi kesmi?ler ve Pamuk Prenses hayata dönmü? tekrar. Böylece Kraliçe’nin elinden ikinci kez kurtulmu? Pamuk Prenses.

Ertesi sabah Kraliçe anas?n?n kar??s?na geçmi? yeniden. Aynadan Pamuk Prenses’in hâlâ ya?ad??? haberini al?r almaz hemen k?l?k de?i?tirmi? ve bir kez daha da?lar?n yolunu tutmu?.

“Taraklar?m var, harika taraklar!” diye seslenmi? cücelerin evinin kap?s?nda. Pamuk Prenses ya?l? kad?n?n elinde tuttu?u taraf? görünce ba??na gelenleri unutuvermi?. Kap?y? açm??.

“Saçlar?n ne güzel, b?rak ben tarayay?m,” demi? Kraliçe. Ama tarak zehirliymi?, ba??na de?er de?mez Pamuk Prenses ölü gibi yere uzanm??. O gece yedi cüceler saç?ndan tara?? alm??lar ve Pamuk Prenses yeniden hayata dönmü?. Böylece Kraliçe’nin elinden üçüncü kez kurtulmu? Pamuk Prenses.

Ertesi gün Kraliçe aynas?n?n kar??s?na geçince, Pamuk Prenses’in hâlâ ya?ad???n? ö?renmi?. Öfkesi burnunda, bu kez en büyülü iksirini haz?rlay?p bir elman?n yar?s?na sürmü?. Sonra da ya?l? bir dilenci k?l???na girip yola koyulmu?.

“Güzel k?z?ma tatl? bir elma benden, arma?an,” demi? Kraliçe, pencereden bakan Pamuk Prenses’e. “Pencereden de verebilirim, kap?y? açmana gerek yok.”

“Kötü diye mi alm?yorsun yoksa,” demi? Kraliçe, Pamuk Prenses’in karars?z oldu?unu görünce. Sonra da zehirsiz taraf?ndan ?s?rm?? ve, “Al bak harika!” diyerek uzatm??, yanaklar? gibi al al elmay? Pamuk Prenses’e.

Pamuk Prenses elmay? zehirli taraf?ndan ?s?r?r ?s?rmaz cans?z yere uzanm??.

Kraliçe pencereden içeri, Pamuk Prenses’e bakm??. “Nihayet senden kurtuldum, art?k dünyan?n en güzeli benim,” demi?. Oradan do?ruca saraya gitmi?. Erkesi gün aynaya kimin en güzel oldu?unu sordu?unda ayna, “Sizsiniz Kraliçem,” deyince dünyalar onun olmu?.

Bu sefer cücelerden hiçbiri Pamuk Prenses’i uyand?ramam?? ölüm uykusundan. Aradan üç gün geçmi?, bütün umutlar?n? kaybetmi?ler. Fakat nedense Pamuk Prenses hiç de ölü gibi durmuyormu?. O yüzden yedi cüceler onu gömmemi?ler ve camdan bir tabut içine koymu?lar, tabutu da yüksek bir tepenin en tepesine yerle?tirmi?ler.

Günlerden bir gün cüceleri ziyarete gelen bir Prens oradan geçerken camdan tabutun içinde Pamuk Prenses’i görmü? ve hemen ona â??k olmu?.

“Onu saray?ma götürmeme izin verin,” diye yalvarm?? Prens.

Yedi cüceler ona ac?m??lar ve izin vermi?ler. Prens’in u?aklar? tabutu kald?r?rken Pamuk Prenses’in bo?az?na tak?lm?? olan zehirli elma parças? pat dü?mü? a?z?ndan. Pamuk Prenses do?rulmu? nerede oldu?unu anlamadan, gözünü açm??, yak???kl? Prensi kar??s?nda görmü?. Görür görmez ona â??k olmu?. Birkaç hafta sonra ni?anlanm??lar.
Derken dü?ün günü gelip çatm??. Dü?üne ça?r?lanlar aras?nda Pamuk Prenses’in üvey annesi de varm??. Üvey annesi saray?n salonuna girer girmez Pamuk Prenses’i tan?m??, ama bu sefer bir ?ey yapmaya f?rsat bulamam??. Çünkü Prens’in adamlar? Kraliçe’yi hemen yakalam??, Prens de onu art?k kötülük yapamayaca?? uzak bir ülkeye sürgün etmi?. O günden sonra Pamuk Prenses, güzelli?inin yan? s?ra mutlulu?uyla da ün salm??.

Ahsen-ul Kasas Hikayesi

08 Eylül 2008

Kenan diyar?ndan M?s?r’a getirilen Hz. Yûsuf, Yâkup aleyhisselâm?n o?ludur. Dedesi Hz. ?shak, büyük dedesi de Hz. ?brâhim’dir. Hepsi de ?irke kar?? tevhîdi, küfre kar?? îmân? tebli? etmi?, Allâh’?n nûrunu ka lplere nak?etmek için mücâdele etmi?lerdir.

Böylesine muazzez, mukaddes ve müberrâ bir nesilden gelen Hz. Yûsuf, aristokrat bir hayat içinde yüzen M?s?r saraylar?nda; hayâ, edep ve terbiye âbidesi olarak insanlara örnek olmu?, aslâ gayr-i me?rû tekliflere iltifat etmemi?ti. Hatta ahlâks?zca yap?lan îmâ ve bask?lara kar?? Cenâb-? Hakka, bunlardan kurtarmas? için yalvar?p, ‘Zindan, bunlar?n beni dâvet etti?i ?eyden iyidir Rabbim, dedi.’ (S. Yûsuf, 33)

Sonra, Aziz ve arkada?lar?, Hz. Yûsuf (a.s.)’un mâsûmiyetini isbat eden bütün o kat’î delilleri görmelerine ra?men, halk?n dedi-kodusunu kesmek için onu zindana att?lar. Hatta onunla beraber, biri hükümdâr?n sâkîsi, di?eri de ekmekçisi olmak üzere iki delikanl? daha hapse at?ld?. Onlar, hükümdar? zehirlemeye te?ebbüs etmek suçuyla itham olunuyorlard?.

Bunlardan biri,

- Ben rüyamda kendimi ?arap için üzüm s?k?yor gördüm, dedi.

Öbürü ise;

- Ben de rüyamda kendimi ba??mda ekmek götürüyor, ku?lar da gagalay?p yiyor gördüm, dedi. Bize bunlar?n tâbirini haber ver; çünkü biz seni, iyilik edenlerden görüyoruz, dediler.

Dahhak rah?mehullah hazretlerine;

- Yûsuf aleyhisselâm?n iyili?i ne idi? diye soruldu?unda, ?öyle cevap verdi:

- O, dâima iyili?i tercih eder, bütün hâl ve hareketlerinde güzel ahlâk?n? gösterirdi: Zindandaki hastalar? ziyaret eder, mahzunlara dost ve arkada? olup onlar? tesellî eder, yeri dar olanlara geni?lik sa?lar, muhtaç olanlara yard?m toplay?p verirdi.

Yûsuf aleyhisselâm delikanl?lara dedi ki:

- Size rüyan?zda r?z?k olarak yiyecek bir ?ey gelecek oldu mu, ben muhakkak onun ne oldu?unu, daha size gelmezden evvel rüyan?z? tâbir eder, haber veririm.

Dikkat edilirse, Yûsuf aleyhisselâm onlar?, kendisine sorulanlara cevap vermezden evvel, tevhîde dâvet ve do?ru yola ir?ad etmek istiyor. Bu dâvet ve tâbirinde do?rulu?una delâlet etmek üzere de, gaybden haber verme mûcizesini anlat?yor. Zira bütün peygamberlerin, peygamber olduklar?n? isbat için mûcize göstermeleri gerekir.

Yûsuf aleyhisselâm konu?mas?na devam ederek ?öyle diyor:

- Bu, Rabbimin bana ö?retti?i ilimlerdendir. Çünkü ben, Allâh’a inanmayan, âhireti de inkâr eden bir kavmin dînini terk ettim. Atalar?m ?brâhim, ?shak ve Yâkub’un dînine uydum. Allâh’a herhangi bir ?eyi ortak ko?mam?z bizim için do?ru olmaz. Bu tevhid, bize ve bütün insanlara Allâh’?n bir lûtfudur; fakat, insanlar?n ço?u buna mukabil ?ükretmezler.

Ey Benim zindan arkada?lar?m, dü?ünün bir kere; darma da??n?k birçok rabler mi iyi, yoksa her ?eyi hükmü alt?nda tutan ve kahredici olan bir tek Allah m??

Sizin onu b?rak?p tapt?klar?n?z, kendinizin ve atalar?n?z?n takm?? olduklar? kuru, mânâs?z ve bo? isimlerden ba?kas? de?ildir. Allah, onlar?n gerçekli?i hakk?nda hiçbir delil indirmemi?, onlara hiçbir güç vermemi?tir. Hüküm, yaln?z Allâh’?nd?r. O, yaln?z kendisine ibâdet etmenizi emretmi?tir. ??te dosdo?ru din budur. Fakat insanlar?n ço?u bilmezler.

Ey zindan arkada?lar?m, rüyalar?n?za gelince; biriniz efendisine ?arap içirecek, di?eri ise as?l?p tepesinden ku?lar yiyecektir. ??te hakk?nda fetvâ istemekte oldu?unuz mes’ele, böylece olup bitmi?tir.

Bundan sonra Yûsuf aleyhisselâm, bu iki delikanl?dan, kurtulaca??n? bildi?i kimseye yani sâkîye dedi ki:

-’ Beni efendinin yan?nda an, benden bahset.

Fakat ?eytan, efendisine onu anlatmay? unutturdu. Bu yüzden Yûsuf aleyhisselâm, daha nice y?llar zindanda kald?. (S. Yûsuf, 35-42)

Yani Hz. Yûsuf, Allah’tan ba?kas?ndan yard?m istedi?i için, be? y?ll?k mahpusluktan sonra, yedi y?l daha hapiste kald?. Zira böyle bir istek ümmetten herhangi bir fert için gayet normal olmakla birlikte, bir peygamber için münasip de?ildi.

Onun zindanda kald??? 12 sene âyet-i kerimedeki ‘üzkürnî ?nde rabbik’ kavl-i keriminin harflerinin miktar?na müsâvidir. Bu 12 adedinde daha ba?ka acâib s?rlar da vard?r:

Burçlar, aylar on ikidir. ‘Lâ ilâhe illallah’ ve ‘Muhammedün Resûlüllah’?n as?llar? da on iki?er harftir.

Kezâ Yâkup aleyhisselâm?n o?ullar? da 12 idi. (Rûhu’l-Beyan)

Yûsuf aleyhisselâm, M?s?r’?n iktisadî bak?mdan en kritik bir devresinde yani yedi sene süren k?tl?k y?llar?nda hazînenin ba??na geçmi? ve önceden ald??? tedbirlerle ülkeyi bir bâdireden kurtarm??t?r.

Hz. Yûsuf, bu güzel hizmeti yapmay?, bizzat kendisi tercih etmi?tir. ?lk bak??ta, peygamberlik makam?nda bulunan bir zât?n M?s?r Hükümdâr?’n?n emrinde (bugünkü tâbirle) Mâliye Bakanl??? yapmas? garip kar??lanabilir; fakat, insanl??a iktisadî yönden bir hizmet verirken, kazand??? sevgi-sayg? ve hüsn-i zanla en müessir bir ?ekilde ?slâm’? tebli?, telkin ve tâlim etmesi, k?sacas? o milleti maddî-mânevî tehlikelerden beraberce kurtarmas?, ibret ve ders al?nacak bir husustur.

Onun içindir ki, Kur’ân-? Hakîm’de Yûsuf aleyhisselâm?n k?ssas?na, k?ssalar?n en güzeli mânâs?nda, ‘Ahsenü’l-Kasas’ tâbir edilmi?tir.

Mart?lar

08 Eylül 2008

Bundan yüzyillar önce deniz a??r?, çok güzel bir ülke varm??.
Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kral? ve  tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dünyalar güzeli bir k?zm?? Kral ona bak?lmas?n? yasaklam??, her gün dola?mak için saray muhaf?zlar? ile saray?n d???na ç?kaca?? ilan edildiginde halk e?ilir ve gözlerini kapat?r, ya da evlerine kaç???rm??. Onu görmenin bedeli ölümle cezalanmakm??.

Günlerden bir gün yine prenses dola?mak için ç?kt???nda; fakir bir köylü  delikanl? her?eyi göze alarak ba??n? kald?rm?? ve prensesle göz göze gelmi?ler… O an fakir delikanl? prensese inanilmaz bir a?kla tutulmu?.
Prensesin derin bak??lar?n?n da bo? olmad???n? dü?ünmü? ve günlerce uyuyamam??. Fakir delikanl? ölümü bile göze almak pahas?na, prensesi bir kere daha görmek için u?ra?m?? durmu?. Bu arada güzel prenses de
onu tutulmu? onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatm??.
Sonunda dayanamayan fakir delikanl? her ?eyi göze alarak gizlice saray?n bahçe duvar?na t?rmanm?? ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmi?ler.
Fakir delikanl? hemen duvardan atlam?? ve prensesle konu?aca?? anda saray muhaf?zlar?na yakalanm??. Kral?n kar??s?na ç?kar?lan delikanli ölümle cezaland?r?laca??n? bildi?inden krala prensese duydugu a?k?n? anlatm??.

Kral ölüm emrini verece?i anda prensesin yalvar??lar?na dayanamayarak delikanl?ya ba?ka bir ceza vermeyi kabullenmi?.

Hemen bir gemi haz?rlatt?ran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yapt?rm?? ve fakir delikanl?y? da o adada yanl?z ya?amaya mahkum etmi?…

Aradan bir kaç ay geçmesine ra?men prensesi unutamayan delikanl? prensese olan a?k?n? ka??tlara dökmü? ve mart?lara anlatmaya ba?lam??…
Art?k bütün mart?lar fakir delikanl?n?n prensese olan a?k?n? anlam?? ve yazd??? mektuplar? prensese götürmeye ba?lam??lar… Zamanla prensesin de yazm?? oldu?u mektuplar? fakir delikanl?ya götüren mart?lar
arac?l??? ile iki gencin aras?ndaki a?k iyice büyümü?. Ta ki… Bir sabah saray?n bahçesinde kahvalt? yaparken prensesin odas?n?n penceresine a?z?nda bir mektupla konan mart?y? kral?n görmesine dek. Tabii korkuldu?u gibi olmam??… Mart?lar?n bile arac? oldu?u ?ki gencin aras?ndaki büyük a?k? anlayamad??? için kendisinden utanm?? ve a?layarak k?z?na sar?lan kral, hemen bir gemi göndertip fakir delikanl?y? getirtip kendisi ile evlendirece?ini söylemi?.

Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanl?ya bir mektup yazm?? ve olanlar? anlatm??. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen mart?ya da tüm mart?lar?n dü?ünlerine davetli oldu?unu söylemi?.
Buna çok sevinen mart? mektubu bir an önce ?ss?z adaya götürmek için yola ç?km??. Tam yolu yar?lam??ken yan?ndan geçen bir kaç mart? arkada??na haber verip hepsinin dü?üne davetli oldu?unu söylemek
için gagas?n? açt???nda mektubu dü?ürmü?. Tüm mart?lar hep birlikte mektubu aramaya ba?lam??lar. Fakat bir türlü bulamam??lar…

Bu arada prensesten mektup alamayan a??k delikanl?, yazm?? oldu?u mektuplar? göndermek için bir tek mart? bile bulamam??… Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yan?na gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarm??…

Prensesin kendisini art?k unuttu?unu, istemedi?ini, mart?lar?n da onun için yan?na gelmedi?ini sanan delikanl? üzüntüsünden sonunda kendisini fenerden kayalar?n üzerine atarak intihar etmi?. Olanlardan habersiz kral?n gemisi adaya vard???nda fakir delikanl?n?n so?uk bedeni ile kar??la?m??lar…

??te o gün bugündür, mart?lar o mektubu ararlar. Mektubu bulup, o inan?lmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her ?eyi düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçu?up dururlar.

Parlayan K?l?ç

08 Eylül 2008

Venedik elçisi Antoni Jüstiniani, Yavuz Sultan Selim’in yan?na gider. Yeri öpüp itimatnamesini sunar. ülkesine döndü?ünde herkes, adeta bir ütopya medeniyetinin sultan? gibi gördü?ü, hayalinde canland?rmaya çal??t??? cihan padi?ah?n?n nas?l birisi oldu?unu sorar.

- ‘Göremedim’ der Jüstiniani? Merak ederler. Odas?na girdi?in, yan?na kadar gitti?in halde nas?l göremedin? ?u müthi? itirafta bulunmak zorunda kal?r.

- ‘K?l?c? öyle parl?yordu ki, yüzüne bakamad?m.’ Elçinin bu sözlerini duyan ha?metli hünkar:

- ‘Pa?alar?m, Osmanl?’n?n k?l?c? parlad??? sürece dü?manlar?n ba?? daima önde olur. Ama Allah korusun, bu k?l?ç k?n?na girer ve paslanmaya ba?larsa, o zaman bu kafalar yava? yava? dikilir ve bir gün bize yukar?dan bakar’ der.

Denizcinin A?k?

08 Eylül 2008

Oturdu?u banktan kalkt?, üzerindeki denizci üniformas?n? düzeltti ve ?ehrin büyük tren istasyonundaki insanlar? incelemeye koyuldu. Gözleri o k?z? ar?yordu, kalbini çok iyi bildi?i, ama yüzünü hiç görmedi?i, yakas?nda gül olan o k?z?. Ona olan ilgisi bundan on üç ay önce Florida’da bir kütüphanede ba?lam??t?. Raflardan ald??? bir kitab?n içindeki yaz?dan çok etkilenmi?ti. Kitaptan de?il, sayfalardan birinin kenar?nda kur?un kalemle yaz?lm?? minik notlardan.. Yumu?ak el yaz? s? dü?ünceli bir ruhu ve insan?n içine i?leyen bir karakteri yans?t?yordu. Kitab?n ba? sayfas?nda, o kitab? en son okuyan ki?inin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell. Biraz zaman ve çaba sonunda adresini buldu. Bayan Maynell New York’ta ya??yordu. Blanchard ona kendisini tan?tan ve mektup arkada?? olmay? teklif eden bir mektup yazd?. Ertesi gün de ?kinci Dünya Sava??’na kat?lmak için Avrupa’ya do?ru yola ç?kt?. Daha sonraki bir y?l bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tan?d?lar. Her mektup kalplerine dü?en bir sevgi tohumuydu sanki. Bir romantizm ba?l?yordu. Blanchard k?zdan bir resmini istemi?ti, ama k?z reddetti. Kendisini gerçekten önemsiyorsa nas?l göründü?ünün ne önemi vard??.Sonunda Blanchard’in Avrupa’dan dönü? günü geldi çatt?. ?lk bulu?malar?n? ayarlad?lar.. New York Tren ?stasyonu’nda ak?am saat tam 7′de.”Beni tan?man için” diye yazm??t? k?z mektubunda, “Ceketimin yakas?nda k?rm?z? bir gül tak?l? olacak”.??te saat tam 7′ydi ve Blanchard yüzünü daha önce hiç görmedi?i, ama kalbini sevdi?i o k?rm?z? güllü k?z? ar?yordu.

” Birden genç bir k?z?n bana do?ru yürüdü?ünü farkettim. ?nce ve uzun boylu,dalgal? sar? saçlar? o güzel kulaklar?n?n önünden omuzlar?na dü?mü?.. Çiçek rengi mavi gözlü. Dudaklar?n?n ve çenesinin muntazam k?vr?mlar? ve K?rm?z? giysisiyle insana sanki A?k? müjdeleyen bir k?zd?. Ben de ona do?ru yürümeye ba?lad?m. O kadar etkilenmi?tim ki yakas?nda gül olup olmad???na bakmak akl?ma bile gelmedi.Ona yakla??nca, dudaklar?nda hafif bir gülümsemeyle bana ‘Benimle ayn? yöne mi gidiyorsun, denizci?’ diye f?s?ldad?. Neredeyse kontrolsüz bir ?ekilde ona do?ru bir ad?m daha att?m, ve o anda Hollis Maynel’i gördüm. K?z?n tam arkas?nda duruyordu. 40′?n? çoktan geçmi?, grile?meye ba?lam?? saçlar?n? ?apkas?n?n alt?nda toplam??.. ?i?mana yak?n, k?sa boylu, kal?n bilekli ayaklar? topuksuz ayakkab?lara gömülmü?. Kafam? çevirdim,K?rm?z? giysili k?z h?zla uzakla??yordu. Kendimi ikiye bölünmü? hissettim; arzular?m k?z? takip etmemi, ta içimden gelen bir istek ise ruhu bir y?ld?r bana e?lik eden kad?nla kalmam? söylüyordu. ??te orada öylece duruyordu. Solgun, k?r???k surat? kibar ve duygulu, gri gözleri s?cakt?. Çekinmedim. Beni tan?mas?n? sa?layacak mavi deri ciltli kitab? ona do?ru tuttum. Bu a?k olamazd?, ama, mutlaka de?erli, belki a?ktan da güzel, çoktan beri minnettar oldu?um ve olaca??m bir arkada?l?k gibi bir ?ey olabilirdi. Kad?n? selamlad?m, her ne kadar gizlemeye çal??t?ysam da pek ba?aramad???m hayal k?r?kl???m? belli eden sesimle ‘Ben Te?men John Blanchard, siz de Bayan Maynell olmal?s?n?z. Sizinle bulu?abildi?im için çok mutluyum. Sizi yeme?e götürebilir miyim?’ diye sordum. Kad?n?n yüzüne bir gülümseme yay?ld?: ‘Neden bahsetti?ini bilmiyorum delikanl?’ dedi, ama ?u az önce buradan geçen K?rm?z? elbiseli k?z bu k?rm?z? gülü yakama takmam? rica etti benden, ve e?er siz beni yeme?e davet edecek olursan?z kendisinin sizi caddenin kar??s?ndaki büyük restoranda bekledi?ini söylememi istedi. Dedi?ine göre bu bir çe?it s?navm?? …”

Genç Bir Erke?in Hayat?

08 Eylül 2008

Bir gün genç bir çocuk evden kaç?p d??arda kalmaya ba?lar.d??arda her kötü al??kanl??a ba?lar ve annesini babas?n? tan?maz. karde?lerini öldürür k?sacaz? ailesini öldürür.h?rs?zl?k yaparken yakalan?r ver hapise dü?er.
hapis de dü?ünmeye ba?lar karde?lerini anne ve babas?n? dü?ünür ke?ke yan?mda olsayd?n?z diye ba??r?r.neden onlar? öldürdüm nedennn diye ba??r?r.
hapisde bunu döverler elektirikli sandalya ba?larlar ve en sonunda ölür

Allah’?m ba?kalar?na benim ya?ant?m gibi ya?ant? verme. Onlar anne ve babas?n? öldürmesin

Ruh ile Gelmi?

05 Eylül 2008

ya bu olaya inanmayacaginizi biliyorum ama gercek hani su filimlerde olanlar varya basima geldi benim arkadasim satanistir bunu yeni ögrendim onunla birlikte bi mezarliga gittik meger ayin yapilacak yer olarak secilmis ve ayin icin secili kurban bendim inanin bu olaytdan sonra psikolog yardimi almaya basladim olay söyle gelisti; arkadasimla mezarliga gittik bana giderken korkuyormusun dedi bunun ne anlamda sordun deyincede alayci bir tavirla hic dedi o anda korkmaya basladim bi mezarin ba sina geldik arkadasima neden buradayiz deyincede ögreniceksin ve bu seni bu hayattan alicak deyince herseyi anladim fakat benim icin gecti arkadasim die bildigim kisi tam bi katilmis mezar acilmis ve icindeki olan kiside mezarin yanina yatirilmist i bu tuyler urpertici olayin karsisinda ne yapicami bilemiyordum ki birde ne görim ruyaymis.  ne sandin bu olay olurmu salak


oyun komedi sohbet siteleri